İnsan Küçük Bir Varlık Ama Büyük Bir Potansiyel Mi?
Ekonomik Eşitsizliğin Kıskacında Birey
İnsan küçücük bir varlık. Özellikle de ekonomik eşitsizlik söz konusu olduğunda bireylerin inisiyatifi gittikçe azalıyor. Artık aileler çocuklarına ne mesleklerini devredebiliyor ne de birkaç dönüm arsa miras bırakabiliyor. Dünya nüfusu artıyor ama refah seviyesi aynı hızla artmıyor. Etrafımızda her şeyden şikayet eden, bir şekilde bu dünyadan memnun olmadığını dile getiren çok sayıda insan var. Yani dünyayı değiştirmek istediklerini iddia ediyorlar.
Eğer gerçekten bu dünyayı değiştirmek istiyorsak bunu ispatlamamız gerekiyor. İspat davranışlarımızla yapılır, şikayetlerle değil.
Şikayet Kültürü Ve Eylemsizlik
Yaşadığım yerde toplu ulaşım için kullanılan belediye otobüsleri gerçekten kötü durumda. Çok uzun yıllardır kullanılmışlar. Bu yüzden koltuklar eski, motorları gürültülü ve klimaları arızalı. Üstelik çok sarsıntılı uzun bir yolculuktan, yaklaşık bir saat süren bir yolculuktan sonra ancak şehrin merkezine ulaşılabiliyor. Bu bir sorun. Bununla ilgili otobüsteki herkes şikayetçi. Bu bölgede yaşayan herkes şikayetçi. Otobüsler neden böyle, şehre neden daha konforlu ulaşamıyoruz, belediye neden vatandaşlara hizmet götürmüyor, neden araba alamayacak durumdayız, neden, neden, neden?... Şikayetler bitmiyor, şikayet ettikçe otobüsün yırtık döşemeleri, terle karışık benzin kokusunun mide bulandırıcılığı artıyor. Yolculuğu bitiren kişiler eleştirecek yeni şeyler bulmak üzere otobüsten uzaklaşıyorlar, markete girip neden salatalık pahalı, neden kediler sahipsiz, neden gençler saygısız diye yaşamlarına devam ediyorlar.
Sokak röportajlarında kime sorsanız hayatından şikayetçi ve bu sistemin değişmesi gerektiğinden emin.
Ayağa Kalkmanın Zorunluluğu
Bugüne kadar şikayet ederek yaşamını geçirmiş insanlara söyleyebileceğim tek bir şey var. Her şey olması gerektiği gibi. Ortak bir istek üzerinde anlaşmadığımız her konu ağırlığını artırarak üzerimizde baskı yapmaya devam eder. Bu şuna benziyor: İki saat boyunca oturunca bacaklarınız ağrımaya başlar, yerinizden kalkmadığınız müddetçe ağrılar daha da artar ve şikayetleriniz de artar. Tek yol ayağa kalkmaktır. Ne kadar uzun süre ağrılı şekilde oturursanız ayağa kalkmak ve bacaklarınızı rahat hale getirmek o kadar zorlaşır.
İşte 3need.art tam da bu sebeple oluştu. Üç temel ihtiyacı tüm insanlık için garanti altına alacağız diyen ve bunun için çalışan bir grup insanın ayağa kalkması için. Bu isyan değil, bu eylem değil, bu savaş değil. Bu sadece bir talep ve bu insanlar için ortak talep şu anlama geliyor: Ellerinden gelen her şeyi yapmak için ayağa kalkıyorlar, ne yapabiliyorlarsa sonuna kadar bu kutsal amaç için yapıyorlar ve yine de istedikleri olmuyor. Bunun üzerine büyük bir talep oluşuyor: “Bize yardım et Tanrım, biz bunu başaramadık, bunun için bize sadece sen yardım edebilirsin.” diyorlar.
Organizasyon Eksikliğinin Bedeli
Günümüzde yaşadığımız sorun otobüslerin konforsuz olması değil: Konforlu bir seyahat için organize olamamak. Her apartmanda her gün şehre giden mutlaka özel bir araç sahibi olması ama komşuların birbirlerine güven duymaması nedeniyle kimsenin arabasını ortak kullanamıyor olması, bu yüzden trafik sıkışır ve dört kişilik arabalar içinde sadece arabayı süren kişi vardır. Boş arabada trafikte saatler harcayan ve belediye otobüslerinde ayakta ve sıkışık seyahat eden insanlarız. Mahalledeki insanların otobüsleri tamir etmeyi, yenilemeyi öğrenebilecekken bunun için zaten vergi veriyorum, bunu devlet yapacak diye düşünmesi. İçlerinden biri gelin birlikte bunu düzeltelim dediğinde diğerlerinin karşı çıkması. Otobüsler son model ve konforlu, şehre giden yol kısa, gıda fiyatları uygun bile olsa “sen bana mı bakıyorsun?” gibi sudan bir bahaneyle kavga çıkarmaya hazır olmamız.
Gıda pahalıysa nasıl ucuzunu üretebiliriz, ev alamıyorsak nasıl ev inşa edebiliriz, iş bulamıyorsak nasıl birbirimizi garanti altına alabiliriz diye düşünmemiz yetmez, gerçekten ayağa kalkıp bir şeyler yapmamız gerekir. Bir şey yapmak, asla gidip iş bulmak değildir, kendini ve tanıdıklarını maaşlı işlere yerleştirmek değildir, kendini kurtarıp diğerleri de aklını kullansaydı diye düşünmek değildir.
3need.art Ne Söylüyor?
Öncelikle etrafımızda şikayet ettiğimiz her şey, zaten ekonomik eşitsizlikten kaynaklanır. Materyal dünyada ikinci bir sebep yoktur. Bu sorunun çözümü için manevi köküne bakmamız gerekir. Kökü, insan olarak diğerlerine üstün olma isteğimizdir. Bu istek en fakir insandan en zengin insana kadar ortaktır. Hepimiz yönetmek isteriz. Dünya bizim istediğimiz gibi olsun isteriz. Bozuk ve eski otobüs, onun yerinde biz olsaydık başkalarına aynı yolculuğu reva göreceğimiz bir belediye başkanının, özel bir otobüs şirketi sahibinin ya da otobüs sürücüsünün kendi alanını yönetme isteğinin maddi sonucudur.
Ekonominin görünen yüzü paradır, görünmeyen yüzü ise insan ilişkileridir. İnsanlar arasındaki ilişkiler ne kadar iyiyse, ekonomi o kadar iyi olur. Bunun örneğini masonik topluluklarda görürüz. Sadece kendi aralarında alışveriş yaparlar. Çalışanlarına çok az ücret öderler ama birbirlerinden alışveriş yapmaya da söz verirler. Serveti kısa sürede ellerinde toplarlar. Düzenli maaşı olan bir iş bulmanın yolu sadece bu ülkede değil, tüm dünyada yönetime yakın insanlarla iyi ilişkiler kurmaktan geçer. En çalışkan insanlar değil, birbirleriyle iyi geçinen, arkadaşlık ilişkisi geliştiren insanlar iş bulur. Bu yüzden hak etmeyen ve işinin ehli olmayan insanları önemli mevkilerde görürüz. Tarikatlar, cemaatler, dernekler, siyasi partiler, devletler, aklınıza gelebilecek her türlü topluluk ve mesleki gruplar bu temel üzerine kuruludur. Ekonomik geçim sağlamak üzere bir araya gelmiş insan topluluklarıdır.
Evrensel Ortak Amaç Ve Yeni Ekonomi
İnsan organize olmadığında, bir topluluğa ait olmadığında hayatta kalamaz. Ama az önce bahsettiğim bir sebeple uygunsuz ilişkilerin oluşması o kadar kolaydır ki ekonomik ilişkilerin tamamı diğer topluluğu düşman ilan etmeyi gerektirir. Diğer ülke düşmandır, diğer tarikat sapkındır, diğer partiden olanlar vatan hainidir, diğer dinden olanlar cehennemlik ve arabası olmayanlar avamdır, zenginler sapıktır… Gibi düşünceler aklımıza hücum eder. Bu yüzden 3need.art evrensel ortak bir amaç belirlemenin önemini ve yeni bir ekonominin mümkün olduğunu anlatır.
Herkes için gıda üretecek yeterli toprağa sahibiz. Her yeri gıda ormanlarına dönüştürüp, gıdayı tüm insanlık için garanti altına alırız. Herkes için güvenli bir barınak inşa edebilecek 3D teknolojiye sahibiz. Tüm insanlık için yaşam alanını garanti altına alırız.
Armegedon Savaşı: Ego İle Kutsal Amaç Arasındaki Mücadele
Birbirimiz üzerinde hakimiyet kurma arzumuz sihirli bir değnekle sona ermeyecek. Bu konuda uyanık olmamız lazım. “Komşunu kendin gibi sev” eğitimini mutlaka şeffaf ve gözetlenebilir hale getiririz ve önce halka açık alanlarda daha sonra kademeli olarak kapalı alanların tamamında kameralı sistemlerle denetleriz. Zaten telefonlarımız, bilgisayarlarımız bu sürece son derece adapte edilebilecek cihazlar.
Bu üç basamak mevcut sorunlarımızın sadece yüzde birini çözer. Asıl iş kutsal savaşta yorulmak bilmeyen bir savaşçı olmaktır. Buna Armegedon Savaşı denir. Kişinin diğerlerinden üstün olmak isteyen egosu ile üç temel ihtiyacı tüm insanlığa garanti etmek isteyen ruhu arasındaki büyük savaştır.
Burada sadece karar vermem gerekiyor: Şikayet ettiğim şeyleri değiştirmek istiyor muyum? Gerçekten ayağa kalkıp bir şeyler yapacak mıyım? Başarısız olup tekrar deneyecek miyim? Bu uğurda tüm ömrüm boyu çalışıp hala insanların şikayet ettiğini, ayrımcılık yaptığını, iki yüzlü davrandığını görmeye hazır mıyım? Ayağa kalkıp, her şeyi yaptıktan sonra, yapmaya çalıştığım şeyin tam tersi olduğunda “Tanrım, ben elimden geleni yaptım? Kutsal işini sen tamamla!” diye haykırabilecek miyim?

